Bebek ve çocukların uykuya geçiş süreçlerinde kolik gibi özel durumların yanı sıra çevresel faktörler de önemli bir rol oynamaktadır. İdeal uyku için oda sıcaklığının 18-21 derece arasında tutulması gerekirken, yaygın bir yanılgı olarak bebekleri aşırı sarıp sarmalamak ve kalın giydirmek uyku kalitesini olumsuz etkiler. Melatonin salgılanması için karanlık ortam kritik olsa da karanlıktan korkan çocuklarda hafif ve dolaylı bir ışık tercih edilebilir. Öte yandan, bebekleri aşırı sessizliğe alıştırmak en ufak tıkırtıda uyanmalarına yol açabileceğinden, kapıyı tamamen kapatmadan evdeki olağan sesler eşliğinde uyumalarını sağlamak uzun vadede seyahat ve adaptasyon kolaylığı sunar.
Beslenme alışkanlıkları da uyku düzeninin korunmasında doğrudan belirleyicidir. İlk 4 ayda gece beslenmesi doğal olarak sürse de 6. aydan itibaren uyku bölünmelerini engellemek adına gece beslenmesinin kademeli olarak azaltılması ve nihayetinde sonlandırılması önerilir. Bebeklikten çocukluğa geçerken gece boyunca kesintisiz bir uyku döngüsü oluşturabilmek için beslenme zamanlamasının doğru planlanması esastır.
Uykuya geçişi zorlaştıran en temel etkenler ise uyarıcı unsurlar ve aşırı fiziksel aktivitelerdir. İlk 2 yaşta ekrandan tamamen uzak durulması gerekirken, 2 yaş sonrasında izlenen veya dinlenen tüm ekran aktivitelerinin uykudan en az 1-1,5 saat önce sonlandırılması şarttır; çünkü beyin aşırı uyarım aldığında sakinleşemez. Benzer şekilde, koşturmalı ve yorucu oyunlar yerine diş fırçalama, pijama giyme, masal okuma ve sohbet gibi sakinleştirici ritüellerle uykuya yumuşak bir geçiş sağlanmalıdır.

