Geleneksel olarak uygulanan ayakta ya da battaniyede sallama, arabada gezdirme ve memede uyutma gibi yöntemler bebeği uyutsa da bağımsız uyku becerisi kazandırmaz. Gerçek uyku eğitiminin temeli; bebeğin sallanmadan veya emzirilmeye bağımlı kalmadan, ebeveyninin güven veren desteğiyle kendi yatağında kendiliğinden uykuya dalabilmesidir. Ek gıdaya geçişin tamamlandığı ve beslenme-dinlenme düzeninin belirginleştiği 6. aydan itibaren bu eğitim için en uygun zemin oluşur. Bu aşamada kontrollü ağlatma veya kademeli geçiş yöntemleri bulunsa da güvenli bağlanmayı destekleyen kademeli ve şefkatli yaklaşım öne çıkar.
Başarılı bir uyku rutini oluşturmak için bebeğin aşırı yorulup hırçınlaşmasını beklemeden, sabit bir saatte harekete geçilmelidir. Beslenmesi ve öz bakımı tamamlanan bebekle masal dinleme veya sakin oyunlar gibi gevşetici aktiviteler yapılır; ardından sallanmadan, kucakta sevgiyle sakinleştirilerek yatağına konur. Yatağın yanına yerleştirilen bir sandalyede oturularak bebeğe temas etmek, pışpışlamak veya ninni söylemek bebeğin yalnız hissetmesini önler; bebek uykuya daldığında ise temas kademeli olarak kesilip odadan çıkılır. Odanın 19–21 derece sıcaklıkta, loş ya da karanlık ve sakin olması bu ortamı tamamlar.
Bebekler gece uykusunun döngü geçişlerinde mıkırdanıp uyandıklarında kesinlikle beslenmemeli, kucağa alınıp sallanmamalıdır. Kilosu ve gelişimi normalse 6. aydan sonra gece beslenmesi sindirimi tetiklediği, enerji verdiği ve ağız sağlığını olumsuz etkilediği için kaldırılmalı; akşam öğünü tok tutacak şekilde planlanmalıdır. Gece uyanmalarında kucağa almadan yatağında kalınarak emzik, birkaç yudum su veya ıhlamur desteği ve şefkatli bir dokunuşla yeniden uykuya dönmesi sağlanmalıdır. Başlangıçta sabır gerektiren bu tutarlı yaklaşım, bebeğin kesintisiz ve derin bir uyku düzenine kavuşmasını sağlar.


