Ebeveynlerin çocuk gelişimi sürecinde en çok endişelendiği konuların başında 12 aylık bir bebeğin henüz konuşmaması veya 2 yaşına geldiğinde düzgün cümleler kuramaması gelir. Dil gelişimi iki ana eksende değerlendirilir: Duyduğunu anlama ve verilen komutları yerine getirme becerisi olan "alıcı dil" ile düşünce ve istekleri kelimelerle aktarabilme yetisi olan "ifade edici dil". Yürüme zamanının çocuktan çocuğa değişmesi gibi konuşma evreleri de bireysel genetik kodlardan etkilenir; bu nedenle bazı çocuklar erken konuşurken bazılarında bu süreç daha yavaş ilerleyebilir.
Uzmanlar için bu süreçteki asıl belirleyici kriter alıcı dilin durumudur. Eğer bir çocuk 12–14 aylıkken "ayakkabını getir", "odandaki oyuncağı al" veya "baba geldi, anahtarı ver" gibi tekli ya da aşamalı yönergeleri anlayıp doğru şekilde uyguluyorsa, zihinsel ve bilişsel bir gerilik şüphesinden uzaklaşılır. Alıcı dili güçlü olan bir çocuğun beyni bilgiyi depolayıp işleyebildiği için ifade edici dilin geriden gelmesi ya da 2 yaşında konuşmanın hâlâ telgrafik düzeyde kalması tek başına bir problem teşkil etmez.
Evdeki bakım verenlerle oynanan destekleyici oyunlar ve kreş/okul ortamındaki sosyal etkileşim sayesinde ifade edici dil hızla toparlanabilir. Ancak kritik sınır 4 yaştır; 4 yaşına gelindiğinde çocuğun ifade edici dili kendi yaş seviyesine ulaşamamışsa, cümle kurmakta zorlanıyorsa veya sesleri doğru çıkaramadığı için konuşması anlaşılamıyorsa vakit kaybetmeden bir uzmana ya da dil terapistine başvurulmalıdır. Erken müdahale, çocuğun özellikle okul ortamında kendini ifade edememekten kaynaklanabilecek duygusal örselenmeler yaşamasının önüne geçer.


