0–12 aylık bebeklerde dil gelişimi; ce-e oyunları, nesne saklayıp bulma, jest ve mimiklerin kullanıldığı çoklu uyaran içeren oyunlarla desteklenmelidir. Dokun-hisset kitapları, yumuşak dokular ve hayvan seslerini taklit eden sesli materyaller bebeğin dünyayı duyuları aracılığıyla anlamlandırmasını sağlar. 1–2 yaş aralığında ise oyuncaklar üzerinden kırmızı, mavi, sarı gibi ana renkler, büyük-küçük kavramları ve "altında-üstünde" gibi mekânsal yönergeler oyuna dahil edilir. Bu yaş grubunda ekrandan kesinlikle uzak durulmalı; bunun yerine fon müziği, şarkılar, tekerlemeler ve bol resimli-az kelimeli hikaye kitapları tercih edilmelidir.
2 yaşından itibaren çocuklar daha geniş bir kelime dağarcığına sahip olduğundan ikili ve üçlü yönergelerle sembolik oyunlara geçiş başlar. Çocuğa "Bu ne?" şeklinde doğrudan ve didaktik sorular sormak yerine, bebeğine mama yedirme veya nesneleri başka bir role büründürme (örneğin küplerden kule veya kalemden uçak yapma) gibi yaratıcı oyunlar teşvik edilmelidir. Ebeveynin yönlendirici ve sohbeti genişletici tutumu, çocuğun günlük yaşam materyallerini kullanarak yaratıcı düşünmesini ve dili doğal bir akış içinde zenginleştirmesini sağlar.
3–5 yaş aralığı ve okul öncesine doğru ise dil gelişimi soyut düşünme, ses farkındalığı ve grup oyunlarıyla zirveye ulaşır. Evcilik ve doktorculuk gibi "mış gibi" yapılan dramatik oyunlar, akran etkileşimi sayesinde bağlaçların, zamirlerin ve zengin cümle kalıplarının kullanımını artırır. Ucu açık sorular sormak, ses sembollerini ayırt etmek, resimli kartlarla hikaye oluşturmak veya yarım kalan öyküleri tamamlamak bilişsel becerileri pekiştirir. Bu süreçte en son oturan duygu ifadeleri (kızgınlık, üzüntü, can acısı vb.) doğru cümle kalıplarıyla birleşerek çocuğu ilkokula ve sosyal yaşama hazır hale getirir.


